Davul Çalmak

Davul çalmakla ilgili fikir ve düşüncelerimi burada paylaşacağım …

Davul Çalmak

Genel olarak davul çalan bir insanın bana göre sahip olması gereken 3 özellik vardır ;

1) Tuşe :

Asıl anlamı  ” dokunuş ” olan bu sözcük , özellikle Türk müzik jargonunda ” vurdu mu ses çıkartmak ” anlamında kullanılır. Gerçi sözcüğün asıl anlamına bakıldığında çok da doğru bir kullanım değildir. Birisi için ” Çok tuşeli çalıyor ” dendiğinde , ” gerektiğinden fazla vuruyor ” anlamı da çıkarılabilinir söylenenden . Ama ” sağlam tuşesi var ” denilince , vurduğu zaman ” doğru sesi “çıkartıyor anlamına da gelir .

Doğru ses nedir ? Veya kime göre ? Neye göre ?

Aslında tek bir doğru ses yoktur , hiç rimshot yapmadan da çalabilirsiniz ve ” Bu benim tarzım ” da diyebilirsiniz ama up ve down kısımları belli , aksanları 1 ve 3 te bir rock ritmi çalıyorsanız kickten de , trampetten de ” ses ” çıkmalı …

Davul , vurmalı bir enstrüman olduğundan , çıkan sesin notasal bir değeri olduğu , ya da her parçasından farklı bir notaya denk gelen seslerin çıktığı gözardı ( kulakardı ) edilir çoğu zaman.

Halbuki , genellikle kayıtlarda ve konserlerde , genel olarak çalınacak şarkıların tonuna göre akort edilir davul. Bunun dışında bas ( kick ) ve tiz ( snare ) sesler ve bunların arasında kalan altolar belli bazı notalara denk gelir , gelmelidir.

Sadece notasal karşılığı değil , aynı zamanda vuruş şiddeti de ( dynamics ) ve doğru vuruşu yapmamızı sağlayan vuruş tekniği de tuşeyi en başta etkileyen faktörlerdir. Ancak bunlar doğru olduğunda doğru tuşe ve dolayısıyla doğru ses çıkar.

Tuşenin doğru olması için olması gereken bir çok başka değişken vardır. Bunlar :

* Oturuş : Tabure yüksekliği , trampete olan mesafe , pedallara olan mesafe vs.                      * Tutuş   : Bageti nasıl tuttuğumuz ve dolayısıyla diğer enstrümanlara vuruş şeklimiz            * Set-up :  Bütün enstrümanlarımızın konumu , bize olan mesafeleri

Bütün bu parametreler doğru olup da gerekli etüdler sürekli yapılırsa doğru sese biraz daha yaklaşılmış olunur.

2) Metronom :

Metronom 1 dakikadaki vuruş sayısını sayan ve devamlı söyleyen bir alettir. Bizim müzik jargonumuzda da gene başka ama bu sefer daha yakın bir anlamda kullanılır . Birisi için ” metronomu sağlam ” denildiğinde anlarız ki zamanı iyi tutuyor , koşmuyor , çekmiyor , saat gibi çalıyor.

Metronom şarkının ihtiyacı olan hızı koruyabilmektir. Bunun için de time table’a hakim olmak ve onu çeşitli hızlarda çalışmış olmak gerekir.

3) Trafik :

Trafik aslında daha basit ve kolay bir kavram , ama metronomu ve tuşesi sağlam bir davulcu olup çalacağınız şarkının trafiğini bilmiyorsanız sorun yaşarsınız.

Genel olarak şarkının trafiğini bilmek , doğru yerde doğru tuşeleri kullanmak ve doğru geçişleri yapmaktır.

Aşşağıdaki yazıyı bir kaç yıl önce www.turkdrum.net’de yayımladık …

Davul ve Savaş Sanatları

Davul çalmaya başladığımdan beri hep , kastettiğim , iki ayrı gibi görünen eylemler birliğinin birbirine nasıl da benzediğini düşünüyorum. “ Ne alakası var? “ diyebilirsiniz ; ama aslında çok alakası var. Elimden geldiğince açıklamaya çalışacağım.

Davul öğrenmeye başladığınız zaman , bazı temel teknikleri öğrenmeniz gerekir önce ; baget nasıl tutulur , davula nasıl oturulur , davulla aramızdaki mesafe ne olmalıdır , basit ritimler nelerdir gibi . Aynı şekilde savaş sanatlarına başladığınız zaman da temel bir çok teknik öğrenirsiniz ; nasıl nefes alınır , nasıl yürünür , nasıl gard alınır , nasıl vurulur gibi.
Belli bir süre sonra ilerlemek için ne kadar çok çalışmanız gerektiğini fark edersiniz ve düzenli olarak etüt yapmaya başlarsınız. Ayrıca davul herhalde gerçekten çalabilmek için belli bir vücut kondisyonu gerektiren nadir enstrümanlardandır. Aslında bütün enstrümanlarda çalabilmek için belli bir kondisyon ve sürekli yapılması gereken etütler vardır ; ama bence davulda bu daha da fazla gerekiyor. Savaş sanatlarında da aynı şekilde devamlı olarak çalışma yapmalı ve öğrendiğiniz teknikleri iyice oturtmanız gerekir ; ve bu yüzden düzenli olarak antrenmanlarınıza devam etmeniz gerekir.

Seviyeniz yavaş yavaş artmaya başlayınca artık bildiğiniz şeyler yetmeyecek ve izlediğiniz ya da dinlediğiniz müzisyenlerin çalımlarından etkilenip onların yapmaya çalıştıklarını denemeye başlayacaksınız ; belki farklı bir türe ilgi duyacaksınız ( Latin , jazz , funk gibi ) ya da farklı bir stili denemeye ( tradational grip gibi ). savaş sanatlarında da aynı şekilde belli bir süre sonra daha çok teknik kapasite gerektiren hareketleri denemeye başlayacaksınız ; bu da sizin için yeterli olmazsa eğer başka bir savaş sanatını denemeye çalışacaksınız . Kung-fu , karate , judo , aikido , taekwondo , muay-thai , kick-box , capoeira ; bir çok farklı savaş sanatı var zaten , teknik ve uygulama olarak hepsi birbirinden çok farklı görünse de amaçları ve felsefeleri ortaktır .

Davulda belli bir noktaya gelmiş , bize ilham kaynağı olmuş bir çok davulcuya gıpta ile bakarız , onların yeri bizim için ayrıdır . yaptıklarıyla bize ilham kaynağı olmuş davulcuları bir düşünün ; onlara her zaman “ üstat “ gözüyle bakmaz mıyız? Buddy Rich , Elvin jones , Art Blakey , Tony Williams , Steve Gadd , Peter Erksine ve daha bir çok isim davulun üstatları olarak müzik tarihinde yerlerini almışlardır . Aynı şekilde savaş sanatlarının ortaya çıktığı felsefi akımların yaratıcıları , farklı stilleri ve uygulamaları ortaya koyan bir çok hoca ya da üstat vardır ve her birine saygı ile yaklaşılır.

Usta davulcuları çalarken izlediğiniz zaman ne kadar rahat olduklarını görerek şaşırırsınız , attıkları poliritmik pattern’ın arasına 32’lik atakları döşerken ve bu ritmi bir çok eksik düşmelerle ve senkoplarla süslerken sanki oturma odalarında , koltukta oturup bir yandan sütlü neskafe içip bir yandan da gazetenin pazar ekini okuyormuşçasına rahatlardır. Savaş sanatları üstatları da aynı şekildedir . En zor teknikleri bile uygularken o hocaların suratında herhangi bir sıkılma ifadesi göremezsiniz.

Bunun en önemli sebeplerinden biri davulda ve savaş sanatlarında yıllar boyunca basitten karmaşığa doğru bir çok tekniği çalışarak belli bir otomatik devamlılığı sağlamakta yatar . Nasıl yürürken hangi adımımızı atacağımızı düşünmüyorsak , araba kullanırken evet şimdi vitesi değiştirmeliyim diye düşünmüyorsak , nasıl nefes alırken nefes aldığımızı , verirken verdiğimizi düşünmüyorsak o ustalarda da öyledir , şimdi kicke , şimdi trampete vuruyorum diye düşünemezsiniz , eğer düşünmeye çalışırsanız zaten çalamazsınız.
Bu çok önemli bir noktadır . eğer davulu çalarken kendinizi rahat bırakmazsanız , sürekli ne çaldığınıza odaklanıp vuruşların ellerinizden ayaklarınızdan akmasına izin vermezseniz hiçbir şey akmaz ve kilitlenir kalırsınız . beyninizi boşaltmanız ve sadece bir tek şeye odaklanmanız gerekir. O da şu ana kadar çalıştığınız her şeyin kendiliğinden akmasına izin vermektir. Bunun savaş sanatlarındaki karşılığı da zen ve zazen’dir. Bir müsabakanın sonunu düşünerek o müsabakaya başlamak , gelen yumruğu nasıl bloke edeceğine o an karar vermeye çalışmak ya da sürekli uyguladığınızdan farklı bir gard yöntemi uygulamaya çalışmak size müsabakayı baştan kaybettirir . o yüzden müsabakaya olabildiğince “ boş “ çıkarak her şeyin kendiliğinden gelişmesine izin vermeli , hareketlere , adımlara değil bütünüyle eyleme odaklanmaya çalışmalısınız. Yeterince çalışıp , tekniğiniz oturttuysanız ve otomatikleştirdiğiniz hareketlerin kendiliğinden akmasına izin verirseniz belli bir başarı sergileyeceksinizdir.

Daha bir çok benzerlikten bahsedebilirim ama şu örnekle bu yazımı bitirmek istiyorum. Günümüzdeki en barışçıl savaş sanatlarından biri Aikido’dur , kelime anlamı olarak “ evrende var olan ve hepimizin bir parçası olduğunu düşündüğümüz enerji ile uyum içinde olma yolu “ olarak tanımlanabilir . İyi bir aikidocu eğitim ve öğretimi beraber götürerek yaşadığı hayatta karşılaştığı her türlü şeyle aslında kendisinin de bir parçası olduğunu kabul ettiği büyük enerjinin bir parçası olarak kabul ederek onlarla uyumu sağlamanın yollarını arar ; biz de davulcular olarak , dinlediğimiz ve etkilendiğimiz müziklerle ve sürekli çalışarak , etütler yaparak içinde bulunduğumuz süreçle aslında hayatın ritmini bulmaya çabalamıyor muyuz ?

Davul Çalmak için 10 cevap

  1. burcu altay der ki:

    çok güzel …

  2. sessizliğin sesi der ki:

    vallahi bateride çalmayı çok istiyordum ama şimdi düşüyorum da gitarda kalsam daha iyi 😛

  3. İlker der ki:

    3 Senedir davul ile uğraşıyorum ama sen başlı başına ilham kaynağısın özgür abi yazdığın yazıdanda bu cıkartılarbilir zaten..

    “aslında hayatın ritmini bulmaya çabalamıyor muyuz ?”

  4. Onur der ki:

    İnternette bulunan en net makale olmuş. Hiçbir bilgisi olmayan kişi bile anlayabilir. Cengiz Baysal çok değerli bir müzisyenimizidir kendisi gibi çok önemli bir müzisyenin adındada imzası var 🙂
    Benim hem siz hakkında hemde genel Manga anlamında birkaç görüşüm var. Katılabilirsiniz yada katılmayabilirsiniz elbet size kalmış 🙂

    Ben Türkiye’yi Eurovision gibi bir yarışmada temsil eden bir “rock” grubunun bir rap müzisyeni ile şarkı söylemesini doğru bulmuyorum. Bu yüzden “Manga ne tür müzik yapıyor?” soruları birçok kişinin kafasında. İyi müzisyenlere sahip kişilerden oluşan ve kültürlü müzisyenlerden oluşan bir “rock” grubunun bu şekilde anılması beni ve bu işle uğraşan herkesi eminim çok çok üzmekte. Bu yüzden “rock” ağırlığını koyarsanız hem bütün sevenleriniz mutlu olacaktır.

    Sizin tuşelerinizi gerçekten çok beğeniyorum. Başka bir baterist ile sizi koysalar görmeden dinlesem sizi çok rahat ayırt ederim çünkü çok farklı ve yerinde tuşeleriniz var. Vuruşlarınızda tam ayarında kimi baterist zile vurur inletir heryeri solistin sesi duyulmaz. Grup içinde çok güzel denge sağlıyorsunuz. Manga dinleyenin kulagına vuruşlarınız gözüne tarzınız çarpıyor anında.

    Başarılar:)

  5. Nurten der ki:

    İnternette bu kadar güzel anlatılmış bir yazı görmemiştim… Teşekkürler Özgür abi 🙂

  6. cemile_tuna der ki:

    cok guzel anlatdin ozgur abi agzina saglik

  7. ayşe der ki:

    tamam artık sınıf arkadaşlarımı çok iyi anlıyorum,BATERİ’yi çalmak her yiğidin harçı olmadığını anlatırken susmak bilmediğimi falan söylüyorlar YALAN ben bile BATERİYİ anlatırken bu kadar uzun ne konuştuğumu ne de yazdığımı hatırlıyorum.ama bateri çalmaya çalıştığım halde çalamadığım bir müzik aleti olsada BATERİYİ seviyorum..

  8. isooo der ki:

    Yüreğine sağlık Özgür, iyi anlatmışsın. Etüt zamanı… 🙂

  9. Ali Rıza Fırat der ki:

    Çok keyifli bir yazı olmuş, sormak istediğimiz bir çok sorunun en ince cevapları ile süslenmiş, teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir